<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kadınların Kadınsı Dünyası</title>
	<atom:link href="http://www.kadinsiseyler.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.kadinsiseyler.com</link>
	<description>Kadınlar bir Çiçektir</description>
	<lastBuildDate>Tue, 13 Jul 2010 02:37:00 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>KİLO VERME</title>
		<link>http://www.kadinsiseyler.com/guzellik/kilo-verme.html</link>
		<comments>http://www.kadinsiseyler.com/guzellik/kilo-verme.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Jul 2010 02:14:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>neysever</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Estetik]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[diyet yanlışlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı diyet]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı kilo verme]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı zayıflama]]></category>
		<category><![CDATA[kilo verdirici]]></category>
		<category><![CDATA[kilo verme]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı diyet]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı kilo verme]]></category>
		<category><![CDATA[sorunsuz diyet]]></category>
		<category><![CDATA[sorunsuz zayıflama]]></category>
		<category><![CDATA[uzman diyetler]]></category>
		<category><![CDATA[yaz diyetleri]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinsiseyler.com/?p=543</guid>
		<description><![CDATA[Çağımızın en büyük hastalığı olarak hızla yerini alan obezite hemen hemen tüm insanların başına gelen ve kurtulması zor, ruhsal olarakta bir o kadar yıpratıcı bir rahatsızlıktır. Yalnız bu kurtulması imkansız olan bir hastalık değildir. Bunun için çeşitli yöntemler vardır. Kilo vermek için mideye takılan kelepçeler, bitkisel çözümler, masajlar, estetik ameliyatlar, hızlı diyetler, akapunktur vb. gibi. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çağımızın en büyük hastalığı olarak hızla yerini alan obezite hemen hemen  tüm insanların başına gelen ve kurtulması zor, ruhsal olarakta bir o kadar yıpratıcı bir rahatsızlıktır. Yalnız bu kurtulması imkansız olan bir hastalık değildir. Bunun için çeşitli yöntemler vardır. Kilo vermek için mideye takılan kelepçeler, bitkisel çözümler, masajlar, estetik ameliyatlar, hızlı diyetler, akapunktur vb. gibi.  Bunlar kesin çözümler değildir.<br />
	Neden kilo alırız?  Öncelikle bir doktor gözetiminde obezite oluşumuzun sebebini öğrenerek doğru beslenme, doğru yaşam biçimi kazanarak veya gerekli görülürse ilaç, ameliyat gibi çözümlere doktor kontrolü ile yaparsak kesin, uzun süreli kilo vermenin çözümlerine ulaşırız. Kilomuzun fazla olduğunu neye göre belirleriz. Basit bir hesaplama yöntemiyle bunu yapabiliriz.</p>
<p>Örnek:</p>
<p>	80 kg. ağırlığında, 1,64 cm. boyunda, bel çevresi 98 cm. ve kalça çevresi 120 cm. olan bir kişinin beden kitle indeksi ile bel kalça oranını hesaplayalım. Daha sonra formüldeki yerlerine sonuçları yerleştirelim. Bayan ve erkeğe göre bel ve kalça oranı formülündeki sonuç değişir. </p>
<p>BKİ (Beden kitle indeksi) = 80 / (1.64 x 1.64) = 80 / 2.6896 = 29.74<br />
BKO (Bel, Kalça Oranı) = 98 / 120 = 0.816</p>
<p>Beden Kitle İndeksine göre ; </p>
<p>19&#8242;un altında olanlar: Çok zayıf<br />
20 ila 25 arasında olanlar: Normal kilolu<br />
25 ila 30 arasında olanlar: Hafif şişman<br />
30 ve üzerinde olanlar: Şişman (Obez)<br />
40 ve üzerinde olanlar: Aşırı Şişman (Morbid obez)</p>
<p>Bel Kalça Oranına göre ; </p>
<p>Kadında 0.8’den küçük, erkekte 0. 9’dan küçük olmalıdır.</p>
<p>•	Formülü uyguladıktan sonra eğer kilo alma nedeniniz beslenme alışkanlığınız olduğunu testler sonucunda da öğrendiyseniz. Kilo vermek için aşağıdaki maddeleri hayatınızda alışkanlık haline getirmelisiniz.<br />
•	Kesinlikle sabah kahvaltınızı aksatmamalısınız.<br />
•	Kilo vermek için öğün sayısını üç öğünden daha fazlaya çıkarın bunlar 3 ana öğün 3 ara öğün şeklinde olabilir.<br />
•	Beslenmeniz sebze ve meyve tüketimi ağırlıklı olsun.<br />
•	Alkolün yüksek kalori miktarından dolayı tatlı ihtiyacınız artacağından azaltmalısınız veya bırakmalısınız.<br />
•	Tatlı ve hamur işleri yerine meyve tüketin.<br />
•	Yavaş yavaş ve bol çiğneyerek yiyecekleri tüketirseniz hem kolay kilo vermenizi sağlar hem de sindiriminiz kolaylaşır.<br />
•	Kızartmalar, hayvansal yağlar, katı yağlar, ızgaraların yağlı kısımlar kilo vermenizi engeller, tüketmeyiniz.<br />
•	Zeytinyağı, ayçiçek yağı ve mısırözü yağı gibi bitkisel yağlar kullanın.<br />
•	Bol bol su için.<br />
•	Fazla uyumayınız. İnsan vücuduna en fazla 7-8 saat yeterli gelmek</p>
<h2  class="related_post_title">Benzer Konular</h2><ul class="related_post"><li>02 Temmuz 2010 -- <a href="http://www.kadinsiseyler.com/guncel-haberler/hizli-kilo-verme-formulleri.html" title="Hızlı Kilo Verme Formülleri">Hızlı Kilo Verme Formülleri</a> (0)</li><li>02 Temmuz 2010 -- <a href="http://www.kadinsiseyler.com/diyet/kadinlar-diyet-ve-kanser.html" title="Kadınlar , Diyet Ve Kanser">Kadınlar , Diyet Ve Kanser</a> (0)</li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinsiseyler.com/guzellik/kilo-verme.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KIZLIK ZARI</title>
		<link>http://www.kadinsiseyler.com/cinsellik/kizlik-zari.html</link>
		<comments>http://www.kadinsiseyler.com/cinsellik/kizlik-zari.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Jul 2010 01:59:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>neysever</dc:creator>
				<category><![CDATA[Cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Her kadın bir çiçektir:)]]></category>
		<category><![CDATA[hymen]]></category>
		<category><![CDATA[kızlık]]></category>
		<category><![CDATA[kızlık zarı]]></category>
		<category><![CDATA[zar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinsiseyler.com/?p=538</guid>
		<description><![CDATA[Tarihler boyunca ve günümüzde kızlık zarı bekaretin ve saflığın sembolü olarak görüldüğünden insanlık hayatında her zaman yerini almıştır. Kızlık zarının Latincesi ‘’Hymen’’ dir. İsmini Yunan ve Roma mitolojisindeki Afrodit’in oğlu olan ‘’evlilik ve düğün tanrısı’’ Dionysus’tan almıştır. İlk gece bu tanrıya hediye edildiğinden bu isim verilmiştir. Kızlık zarının henüz ne işe yaradığı konusunda kesin bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tarihler boyunca ve günümüzde kızlık zarı bekaretin ve saflığın sembolü olarak görüldüğünden insanlık hayatında her zaman yerini almıştır. Kızlık zarının Latincesi ‘’Hymen’’ dir. İsmini Yunan ve Roma mitolojisindeki Afrodit’in oğlu olan ‘’evlilik ve düğün tanrısı’’ Dionysus’tan almıştır. İlk gece bu tanrıya hediye edildiğinden bu isim verilmiştir.<br />
	Kızlık zarının henüz ne işe yaradığı konusunda kesin bir görüşe varılmamıştır. Fakat büyük bir çoğunluk hiçbir işe yaramadığını ve yine bazı araştırmacılar ise mikro organizmalardan ve yabancı cisimlerden korumak maksatlı bir görevi olduğunu söylemektedir. Gerçek olan bir şey var ki, toplumsal olarak sosyolojik bir fonksiyona sahiptir.<br />
	Kızlık zarı yapı olarak vajinanın hemen girişinde bulunan iki küçük dudağa bağlı ve 1 ila 1,5 cm. içeride olan ön yüzü deriye , arka yüzü ise mukozaya benzemektedir. Çocuklukta sert bir yapıya sahip olan kızlık zarı ergenlikte salgılanan östrojen hormonu ile esnek bir yapı haline gelir. Çoğunlukla her kadında bulunan bu zar ender olarak bazı kadınlarda olmayabilir. Kızlık zarının birçok çeşidi vardır. Kızlık zarının kalınlığı, elastikiyeti, şekli her kadında farklılık gösterir. Öyle ki günümüzde halen daha bekaretin simgesi olarak büyük önem verilen kızlık zarı çoğu kadında kolay yırtılırken, bazı kadınlarda ise birden fazla ilişkiye girilse bile yırtık meydana gelmez. Bu tip zarlara tıp dilinde ‘’Duhule (geçişe) müsait zar’’, halk dilinde ise ‘’esnek zar’’ veya ‘’elastik zar’’ denilmektedir. Bu tip zarlarda hiçbir kanama olmayacaktır. Peki kızlık zarı bozulmayan biri hamile kalabilir mi? Evet kızlık zarına çok yakın bir yere erkeğin boşalmasıyla hamile kalınabilir. Kamçıları ile hareket eden sperm hücreleri vajinanın girişinden rahim ağzına ve rahim ağzından da tüplere geçerek yumurta ile karşılaşır ve  birleşir. Bu döllenme sonucu dış gebelik de dahil olmak üzere gebe kalınabilir. Yani elastik yapıya sahip kadınlarda hamile kalabilir ve ancak doğum sonrası zarları yırtılacaktır.<br />
	Kızlık zarının çeşitlilik göstermesinden dolayı zarın yırtılması sırasında kanama miktarı değişmektedir. Bazen kızlık zarı üzerinde hiç damarın olmaması veya bu damarların çok küçük olmasından dolayı kanın anında pıhtılaşmasından hiç kanama olmayabilir. Bazen ise kızlık zarının çok etli, kalın damarlı, yüksek kenarlı olmasından normalinden fazla kanamalarda olabilir. Hatta kanamanın normalden fazla olduğu bu tip vakalarda tıbben cerrahi müdahale gerekebilir.<br />
	Birçok toplumlarda özellikle Müslüman toplumlarda kızlık zarına verilen önem o kadar çoktur ki, gerek bilinçsizlikten gerekse bu katı görüşten dolayı gerdek gecelerinin sonunda facialarla sonuçlanan olaylara rastlamak mümkündür. </p>
<h2  class="related_post_title">Benzer Konular</h2><ul class="related_post"><li>No Related Post</li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinsiseyler.com/cinsellik/kizlik-zari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HAFTA HAFTA GEBELİK</title>
		<link>http://www.kadinsiseyler.com/anne-cocuk/hafta-hafta-gebelik.html</link>
		<comments>http://www.kadinsiseyler.com/anne-cocuk/hafta-hafta-gebelik.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Jul 2010 01:46:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>neysever</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne-Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[bebek gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[hafta hafta gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[haftalara göre hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[Hamile]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik evreleri]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik zamanı]]></category>
		<category><![CDATA[HAMİLELİKTE VÜCUTTA DEĞİŞİKLİKLER]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinsiseyler.com/?p=536</guid>
		<description><![CDATA[Tanrı tarafından gebelik kadına verilmiş olan ve 9 ay 10 gün süren en büyük mucizedir . Mucize erkek spermi ile kadın yumurtasının birleşmesi ile insanı meydana getirecek ilk hücre oluşuyor. Döllenmiş yumurta korunaklı bölge olan rahime yerleşir. Cenin anne karnında beslenmeye başlar. 3. Hafta kalp oluşur. Cansız bir kas kümesi olan kalp 22. Günde atmaya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tanrı tarafından gebelik kadına verilmiş olan ve 9 ay 10 gün süren en büyük mucizedir . Mucize erkek spermi ile kadın yumurtasının birleşmesi ile insanı meydana getirecek ilk hücre oluşuyor. Döllenmiş yumurta korunaklı bölge olan rahime yerleşir. Cenin anne karnında beslenmeye başlar. 3. Hafta kalp oluşur. Cansız bir kas kümesi olan kalp 22. Günde atmaya başlar. Kalp cenin gelişimi için gıda ve oksijeni sağlar.<br />
	Gebeliğinizin ilk üç haftasında bebeğin sinir sisteminin temeli atılmış olur.<br />
	Gebeliğin 4. Haftasında artık cenin fasulye büyüklüğüne  gelmiştir ve ceninde tomurcuklar halinde göz yuvaları oluşmaya başlar. Bu tomurcuklar ilerleyen haftalarda kollara ve bacaklara dönüşecektir. Embriyo anne rahminde 8 haftayı tamamladığında bir insana benzemeye başlamıştır.<br />
	Gebeliğin 11. haftasına kadar hızla büyüyen bebeğiniz fetusta ciğer, 2 böbrek ve mide oluşumunu tamamlamış olur.<br />
	Gebeliğin 12. haftasında ise düşük riski iyice azalmıştır ve artık yeni bir evre başlar. Bebeğinizin boyu ortalama 11-12 cm. , ağırlığı ise 45-65 gr. Arasında değişir. Bacaklar ve kollar hareket etmeye başlamıştır. Bu dönemde cinsel organı belirmeye başlamıştır. Yalnız bebeğinizin cinsiyetini kesin öğrenmek için birkaç hafta daha beklemek en doğrusudur.<br />
	Gebeliğin 16. Haftasında bebeğin dokunma içgüdüsü gelişir ve baş parmağını emmeye başlar. Kasları artık güçleniyordur ve henüz çok küçük olduğu için rahimde rahatça hareket eder. Bu zamanda bebeğin hareketlerini anne hissetmeye başlar. Gebeliğin bu döneminde bebeğin boyu 20 cm. , ağırlığı ise 250 gr. Civarındadır.<br />
	20. haftada annenin karnı iyice belirir. Bebeğin beyni büyümüş, sinir sistemi mükemmel olmuştur. Kalbi annenin kalbinden iki kat fazla atar ve aynı zamanda bu dönem içinde bebeğin tırnakları çıkmıştır. Ortalama boyu 30 cm. ve ağırlığı ise 650 gr. Olmuştur.<br />
	Gebeliğin 6. ayında anne haftada yarım kilo alır. Karnı büyümüş olan annenin hareketleri azalmıştır. Bebeğinizin ortalama boyu 35-37 cm. civarında , ağırlığı ise 1 kg. veya 1,2 kg.’dır.<br />
	Gebeliğin 22. haftasında kaş ve kirpikler oluşmuştur. Doğumdaki görsel haline çok benzemektedir. Sizi artık duyabilecektir. Gebeliğin bu haftasından itibaren mutluluğunuzu minik bebeğinize şarkılar söyleyerek hissettirmeye ne dersiniz ?  </p>
<p>	Gebeliğin 23. haftasında daha dikkatli olunması gerekmektedir. Bu dönemde en az 6-8 bardak su içerek, erken düşük sebeplerinden birini ortadan kaldırmalıyız. Bu hafta olabilecek erken doğum halinde bebeğinizin yaşama riski en iyi şartlarda %10’dur. Erken doğum nasıl anlaşılır ? Bir saat içerisinde 5 kez  sıklığı artarak oluşan rahim kasılmaları ve sertleşmeleridir. Ayrıca koyu lekelenmelerde dikkate alınmalıdır ve doktorunuza başvurmalısınız.</p>
<p>	Gebeliğin 24. haftasından 28. haftasına kadar  bebeğinizin dış ortamda yaşama şansı artmaktadır ve ter bezleri oluşmuş, hızlı göz hareketleri başlamıştır. Diğer haftalara göre hareketleri daha düzenli ve güçlüdür. Akciğerleri üzerindeki damarlar oluşmuş ve nefes alıp vermeye başlamıştır. Burun delikleri oluşmuştur. Kulaklar tam anlamı ile fonsiyonlarını yapmaya başlamıştır ve yüksek seslere hızlı bir şekilde göz açıp kapayacak kadar dış dünyada ki sesleri almaya başlamıştır. Gözün retina tabakası henüz yapım aşamasındadır ama görme siniri artık çalıştığı için ışığa karşı duyarlıdır. Dışardan dokunmaları hissetmektedir. Bilinçli düşünmeyi kontrol eden hücreler oluşmuştur. </p>
<p>	Gebeliğin 28. haftasından 32. haftasına kadar ise bebeğiniz doğduğu zamanki görüntüsüne kavuşmuştur. Sadece kilo almakla meşguldür. Acı, ışık, ve sese tepki verir. Damak tadı doğmadan öncesine oranla daha gelişmiştir. Bu haftalarda bebeğiniz bazen hıçkırabilir. Bunun sebebi ise yaptığı nefes egzersizleridir.</p>
<p>	Gebeliğin 32. ve 36 haftasında ise karnınızda daha az hareket edecek yeri kalmıştır. Beyin gelişimi halen devam eder. Kemikleri sertleşmiştir ama kafatası kemikleri doğum sırasında dar kanaldan geçmek için doğum kanalından geçiş sırasında birbirine uyum sağlayarak gelişimini sonlandırır.</p>
<p>	36. ve 40. haftasında rahminiz normal boyutunun bin katı büyüklüğüne ulaşmıştır. Plasenta bebek doğduğunda emzirebilmeniz için vücudunuza hormon salgılamaya başlamıştır. Bu dönemde fazla yerinin olmamasından dolayı hareketleri rahatsız edebilir . </p>
<p>	Bebeğiniz 40. haftadan sonra tam anlamıyla gelişimini tamamlar ve tüm vücudu çalışır durumdadır. Bağışıklık sistemi, ciğerleri, sinir sistemi düzenli çalışmaktadır. Yalnız beyin gelişimi doğum sonrası dahi gelişimine devam eder. Sinir sistemini kaplayan miyelin denilen kısım ise iki yaşına kadar gelişimine devam edecektir.</p>
<h2  class="related_post_title">Benzer Konular</h2><ul class="related_post"><li>02 Temmuz 2010 -- <a href="http://www.kadinsiseyler.com/anne-cocuk/hamilelikte-dogum-tarihini-belirleme.html" title="Hamilelikte Doğum Tarihini Belirleme">Hamilelikte Doğum Tarihini Belirleme</a> (0)</li><li>02 Temmuz 2010 -- <a href="http://www.kadinsiseyler.com/anne-cocuk/kirk-yasindan-sonra-gebeligin-onlenmesi.html" title="Kırk Yaşından Sonra Gebeliğin Önlenmesi">Kırk Yaşından Sonra Gebeliğin Önlenmesi</a> (0)</li><li>20 Ocak 2010 -- <a href="http://www.kadinsiseyler.com/anne-cocuk/cocugum-neden-olmuyor.html" title="Çocuğum neden olmuyor?">Çocuğum neden olmuyor?</a> (0)</li><li>06 Ocak 2010 -- <a href="http://www.kadinsiseyler.com/cinsellik/kurtaj.html" title="KÜRTAJ">KÜRTAJ</a> (0)</li><li>21 Ağustos 2009 -- <a href="http://www.kadinsiseyler.com/gebelik/hamilelikte-vucutta-degisiklikler.html" title="HAMİLELİKTE VÜCUTTA DEĞİŞİKLİKLER">HAMİLELİKTE VÜCUTTA DEĞİŞİKLİKLER</a> (0)</li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinsiseyler.com/anne-cocuk/hafta-hafta-gebelik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadınlar Ne İster ?</title>
		<link>http://www.kadinsiseyler.com/guncel-haberler/kadinlar-ne-ister.html</link>
		<comments>http://www.kadinsiseyler.com/guncel-haberler/kadinlar-ne-ister.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Jul 2010 02:29:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>neysever</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aşk-Evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[Her kadın bir çiçektir:)]]></category>
		<category><![CDATA[cazibeli kadın]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın ruhu]]></category>
		<category><![CDATA[KADINLAR]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar ne ister]]></category>
		<category><![CDATA[kadınsı şeyler]]></category>
		<category><![CDATA[mükemmel kadın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinsiseyler.com/?p=522</guid>
		<description><![CDATA[&#8221; Kadınlar hayattan çok istekleri olan yaratıklardır &#8221; diyen birçok insan düşüncesi ile doludur. Ama kadınlar basit isteklere sahip sadece karşısındaki kişiye göre labirent bir bulmaca oluşturmayı seven ve kendini her zaman doğrudan değil , bak , hisset ve içimi gör diyerek , kazanmaktan hoşlanan mükemmel yaratıklardır. Onları anlamak için sadece bakmak değil , hissetmek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8221; Kadınlar hayattan çok istekleri olan yaratıklardır &#8221; diyen birçok insan düşüncesi ile doludur. Ama kadınlar basit isteklere sahip sadece karşısındaki kişiye göre labirent bir bulmaca oluşturmayı seven ve kendini her zaman doğrudan değil , bak , hisset ve içimi gör diyerek , kazanmaktan hoşlanan mükemmel yaratıklardır. Onları anlamak için sadece bakmak değil , hissetmek ve anlamak için çaba sarfetmek gerektir.</p>
<p>Kedi gibidirler. Bu kedi ancak gerçekten değer verilerek, akıllıca sevilirse uysallaşır ve size nankörce değil tüm benliği ile bağlanır . Hayatı bir yumak ip gibi düşünün onlar bu yumakla oynamaktan zevk alan akıllı yaratıklar olarak ipin ucunu sizin bulup sonuca gitmenizi ister. Yanlız unutulmamalı ki bulmacalarda doğru yollar olduğu gibi yanlış yollar ve başa dönüşler hep vardır. İşte kadın bu labirent dolu kendine özgü hayatında kendisini en iyi anlayan, en iyi cezbetmeyi başaran en doğru yolu bulup kadının ruhuna ulaşmayı başaran erkeğe sevgi veya aşk ile bağlanır. Eğer birgün bu yolunu kaybederse seçmiş olduğu erkeği yanında olmak yerine bir kedi gibi nankör olacaktır. Kadınlar sürekli ilgilenilmek ve hep beğenilmek, karşısındakininde kendisini sürekli beğenilir tutmasını başarmasını ister. </p>
<h2  class="related_post_title">Benzer Konular</h2><ul class="related_post"><li>03 Temmuz 2010 -- <a href="http://www.kadinsiseyler.com/cinsellik/monoton-evlilikten-kurtulma-yollari.html" title="Evliliği Monotonluktan Çıkarın !&#8230;">Evliliği Monotonluktan Çıkarın !&#8230;</a> (0)</li><li>11 Temmuz 2010 -- <a href="http://www.kadinsiseyler.com/ask-evlilik/mutlulugun-sirlari.html" title="Mutluluğun Sırları">Mutluluğun Sırları</a> (0)</li><li>19 Ocak 2010 -- <a href="http://www.kadinsiseyler.com/guncel-haberler/33-adimda-hayatinizi-renklendirin%e2%80%8f.html" title="33 Adımda Hayatınızı Renklendirin‏">33 Adımda Hayatınızı Renklendirin‏</a> (0)</li><li>19 Ocak 2010 -- <a href="http://www.kadinsiseyler.com/guzellik/kadinlar-icin-guzellik-sirlari-1.html" title="Kadınlar İçin Güzellik Sırları-1">Kadınlar İçin Güzellik Sırları-1</a> (0)</li><li>16 Ocak 2010 -- <a href="http://www.kadinsiseyler.com/ask-evlilik/mukemmel-kadin-nasil-olur-cogu-kadin-sevgilisine-iyilik-yapmakla-iyi-birsey-yaptiklarini-zanediyorlar-ama-bunun-tam-tersi-dogrudur-erkekler-disini-gostermeye-korkmayan-kadinlardan-hoslanirlar-er.html" title="Mükemmel kadın nasıl olur?  ">Mükemmel kadın nasıl olur?  </a> (2)</li><li>04 Ocak 2010 -- <a href="http://www.kadinsiseyler.com/kariyer/kadinlar-is-dunyasinda-yukseliyor.html" title="KADINLAR İŞ DÜNYASINDA YÜKSELİYOR">KADINLAR İŞ DÜNYASINDA YÜKSELİYOR</a> (0)</li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinsiseyler.com/guncel-haberler/kadinlar-ne-ister.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mutluluğun Sırları</title>
		<link>http://www.kadinsiseyler.com/ask-evlilik/mutlulugun-sirlari.html</link>
		<comments>http://www.kadinsiseyler.com/ask-evlilik/mutlulugun-sirlari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Jul 2010 02:12:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>neysever</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aşk-Evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[başarı]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Kariyer]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[sır]]></category>
		<category><![CDATA[sırlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinsiseyler.com/?p=519</guid>
		<description><![CDATA[Dünyadaki tüm insanlar doğar , büyür , çiftleşir ve ölür . İnsanların yaşamı biyolojik açıklamaya göre bu dört sıralamadan ibarettir . Peki ruhsal olarak nelere ihtiyaç duyulur ? Sevgi , kariyer, huzur , aile , para , mutluluk vb. gibi … Ama en önemlisi sevgidir. Sevgi ; Bu mükemmel duyguyu yaşamamış olan insan dahi sanki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>   Dünyadaki tüm insanlar doğar , büyür , çiftleşir ve ölür . İnsanların yaşamı biyolojik açıklamaya göre bu dört sıralamadan ibarettir . Peki ruhsal olarak nelere ihtiyaç duyulur ? Sevgi , kariyer, huzur , aile , para , mutluluk vb. gibi … Ama en önemlisi sevgidir.</p>
<p>   Sevgi ; Bu mükemmel duyguyu yaşamamış olan insan dahi sanki  bu duyguyu biliyormuş gibi bir arayış içinde olur. Sizce mutluluk bir sınırlama içinde anlatılabilir mi ?<br />
   Sevginin bir sınırı yoktur. Ancak büyüleyici , kendine doğru çeken mistik bir  çekiciliği vardır. Bunun sırrı ise insanın kendi iç benliğinde cevaplanmış bir şekilde  sadece keşfedilmeyi bekler . Mutlu olmak için en önemli sır kendinizi dinleyip , ne istediğinizi bilmek ve bu istekler için küçük ama bilinçli adımlar atmakla olur. Kendinizi nasıl tanırsınız ?</p>
<p>   Kendinizi öncelikle her ne şekilde veya durumda olursanız olun , beğenin . Size kendinizi beğenin derken bencillik yapın demek istemiyorum. Kusurlu bir noktanız varsa bunu saklamayın . Eğer düzeltilebiliyorsa düzeltmek için uğraşmayı düzeltemeyecekseniz  bununla barışık yaşamayı  ama asla bundan nefret etmemeyi öneririm . Her insan başka bir insana ayna tutar . Tuttuğunuz ayna ne kadar paylaşılabilir , güzel  ve beğenilerek gösterilirse o kadarda çok başka insanlar tarafından  sevgi ışığı öbek öbek geri yansır.	</p>
<p>   Yanlış ve doğrularınızı hayatın size verdiği deneyimlerden elde ettiğiniz doğrultuda sadece duygularınızla değil mantığınızla da  yargılayın , kendi şahsi deneyimlerinizi kazanın. Bu deneyimleri sürekli sorgulayın ama unutmayın. Bu kazandıklarınız sizin en değerli hazineniz ve sizi gelecekte hep ayakta tutacak olan iç sesinizin , mantığınızın sizi siz yapan ne istediğinizi hep bilmenizi sağlayan huzur dolu , güçlü bilgiler olacaktır. Genellikle ne istediğimizi bilmediğimiz için mutsuz oluruz. Kısacası kendinizi dinleyip , doğru şekilde yargılayın , kendinizi öncelikle sevin , sonra başkalarını sevin , yarınlarınız ve başka insanlara huzur ve sevgi dolu aynalar yansıtabilmek için sevgiyi kalbinize her ne şekilde olursa olsun en doğru şekilde tutmanın yolunu unutmayın. Unutmayın ki bu duygu sonradan öğrenilmiyor . Doğduğumuzda bizimle beraber doğuyor , büyüyor ve bunu ancak bizler kaybedebiliriz.</p>
<p> Herkese sevgi dolu bir ömür……</p>
<h2  class="related_post_title">Benzer Konular</h2><ul class="related_post"><li>19 Ocak 2010 -- <a href="http://www.kadinsiseyler.com/guncel-haberler/33-adimda-hayatinizi-renklendirin%e2%80%8f.html" title="33 Adımda Hayatınızı Renklendirin‏">33 Adımda Hayatınızı Renklendirin‏</a> (0)</li><li>11 Temmuz 2010 -- <a href="http://www.kadinsiseyler.com/guncel-haberler/kadinlar-ne-ister.html" title="Kadınlar Ne İster ?">Kadınlar Ne İster ?</a> (0)</li><li>04 Ocak 2010 -- <a href="http://www.kadinsiseyler.com/kariyer/kadinlar-is-dunyasinda-yukseliyor.html" title="KADINLAR İŞ DÜNYASINDA YÜKSELİYOR">KADINLAR İŞ DÜNYASINDA YÜKSELİYOR</a> (0)</li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinsiseyler.com/ask-evlilik/mutlulugun-sirlari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evliliği Monotonluktan Çıkarın !&#8230;</title>
		<link>http://www.kadinsiseyler.com/cinsellik/monoton-evlilikten-kurtulma-yollari.html</link>
		<comments>http://www.kadinsiseyler.com/cinsellik/monoton-evlilikten-kurtulma-yollari.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Jul 2010 02:44:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>neysever</dc:creator>
				<category><![CDATA[Aşk-Evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsellik]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[erkeği etkilemek]]></category>
		<category><![CDATA[evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[evlilikte seks]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[monoton]]></category>
		<category><![CDATA[monoton evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[mükemmel kadın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinsiseyler.com/?p=509</guid>
		<description><![CDATA[Şüphesiz ki her kadın erkeğinin ateşlemek ve yanan ateşi söndürmek ister. İşte kadınlara muhteşem öneriler, erkeğinizi bu tavsiyeler sayesinde alev alev ateşliyeceksiniz … “Seni çılgınlar gibi istiyorum” demesini ister misiniz? O halde biraz deli dolu ve çılgın olun! Buna göre hareket edenler için genellikle “kötü kız” kavramı kullanılır, ama kötü kızların arkasından bir düzine erkek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Şüphesiz ki her kadın erkeğinin ateşlemek ve yanan ateşi söndürmek ister. İşte kadınlara muhteşem öneriler, erkeğinizi bu tavsiyeler sayesinde alev alev ateşliyeceksiniz …<br />
“Seni çılgınlar gibi istiyorum” demesini ister misiniz? O halde biraz deli dolu ve çılgın olun! Buna göre hareket edenler için genellikle “kötü kız” kavramı kullanılır, ama kötü kızların arkasından bir düzine erkek koşar. Erkekleri nasıl olur da bu kadar çekebiliyorlar, hiç düşündünüz mü? Bu “Kötü kız” davranışından bahsedeceğiz. Bunlar erkeğinizin hem hoşunuza gidecek hem de denedikten sonra siz de “sıcak kadın” kategorisine gireceksiniz.<br />
Erotik Konuşun!<br />
Sıradan bir konuyu konuşur gibi yatak konularına girin, erkeğiniz çok etkilenecektir.<br />
Bu tip konularda açık olamayanların üzülmesine gerek yok: Doğru bakışlarla ve ses tonuyla söylenen çok basit cümleler bile erkeğinizin başını döndürebilir.Yazar Carol Queen (Utangaçlar İçin Teşhirler) adlı kitabında birbirinden etkileyici yöntemler öneriyor: “Diyelim yemek yediniz. Yemeğin bitiminde , en seksi bakışınızla bakarak ve elinizi bacaklarına koyarak hâlâ aç olduğunuzu söyleyin. Mesajınızı anlayacaktır.”<br />
Onu heyecanlı bir bekleyiş içine sürükleme yöntemi de oldukça etkili. İşyerine bir e-posta gönderip şunları yazın: “Akşama sana ne yapacağımı bir bilsen…” Bu e-postayı alan erkeğin gün boyu akşamla ilgili fanteziler kuracağından emin olun!<br />
Etkileyici giyinin!<br />
Erkekleri kendinize çekmek istiyorsanız, giyim tarzınız çok önemlidir. Ancak poponuzu kapatabilen etekler, göğüslerinizi hemen hemen açıkta bırakan bluzlar basit kızlara kalsın, siz daha etkili bir yöntem deneyin! Yazar Tracey Cox (Sıcak İlişkiler) adlı kitabında şöyle bir yöntem öneriyor: “İlk görüşte kıyafetleriniz çok normal olabilir, ancak gizli yönleri yanınızdaki erkeği çılgına çevirebilir. İşte o gizli ayrıntıları en beklenmedik zamanlarda açığa çıkarın.”<br />
Gereksiz bazı aksesuralardan kurtulursanız sevgiliniz ayaklarınıza kapanır. İç çamaşırı giymeden bir yere gitmek ani maceralara açık olmak demektir. Bazı durumlarda ise, vücudunuzu örtülü tutmak da heyecan verici olabilir.<br />
Çok etkili bir yöntem daha: Onu korkutun, sonra endişelerini giderin. Bir an sizi çok basit görecek, ama öyle olmadığınızı anlayınca ayaklarınıza kapanacak.<br />
Herkesin içinde yüreğini hoplatın!<br />
Toplum içindeyken terbiyeli olan kızlar öpüşmez, erkeklerine sarılmaz. Siz kesinlikle , “Kötü kız” kurallarını uygulayın! Sizin kadar sıcak bir kadını elde ettiği için erkeğiniz kendinden gurur duyacaktır. Yazar Cameron Tuttle (Kötü Kızların İstediklerini Elde Etme Rehberi) adlı kitabında, “Cinsel arzularınızı herkesin içinde ifade etmek sizi çılgın ve istediğini koparan bir kadın olarak gösterir. Erkeğiniz ise, size karşı koyamaz” diyor.<br />
Bir daha dışarı çıktığınızda, sosyal kurallara fazla takılmayın ve ellerinizi erkeğinizin gömleğine sokmaktan çekinmeyin. Restorantda otururken masa altındaki ayak oyunlarını unutmayın: Ayaklarına dokunmakla sınırlı kalmayın, ara sıra ayağınızla bacağından yukarı, bildiğiniz yere ulaşın. Kalabalık yerlere gittiğinizde her fırsatta göğüslerinizle sırtına veya kollarına dokunun.<br />
Yatakta sert davranın!<br />
Tatlı, yumuşak romantizmin tadını herkes bilir, biraz vahşi olmayı denemeye ne dersiniz? Yatakta hırçın olmak erkekleri baştan çıkarır.<br />
Bir Zeyna ile sevişmek erkeklerin testesteron seviyesini yükseltir. Bunun açıklamasını (İyi Seksi Mükemmel Sekse Dönüştürmenin 125′ten Fazla Yolu) adlı kitabında yazar Jay Wisseman şu şekilde yapıyor: “Bazı erkekler kadınlardan yumuşak dokunuşlar bekler ve vahşi kadınlarla karşı karşıya kalınca bunun tadını çok farklı bulurlar. Öpüşürken dudağını ısırın, zevkten sırtını tırnaklarınızla çizin, hayatında gördüğü en vahşi kadın siz olacaksınız. Termik yöntemler de oldukça etkili: Sıcak bir şeyler içip ısınmış dudaklarınızla vücuduna dokunun veya buzdolabından bir şeyler içtikten sonra ağzınızı onun sıcak taraflarına değdirin. Hissettiği ürperti zevkini ikiye katlayacak.<br />
Bond kızı olun!<br />
Erkekler liderliği ellerinde tutmayı tercih ederler, ancak bir düşünün: Hangi erkek “Temel İçgüdü” filmindeki gibi bir kadının eline düşmek istemez ki?<br />
Hiç düğme açmadan aynı sonuca varabilirsiniz. Güç kullanmanıza gerek yok. Yataktayken kolunu başının üzerine sıkıştırın ve hareket etmesini engelleyin veya eve döndüğünde kravatından tutarak onu yatak odasına sürükleyin. Onu esir aldıktan sonra işkenceye başlayın: Vücudunun her yerini öpün, yalnız asıl istediği yeri unutun. Esiriniz merhametiniz için bağırırken, siz de bu şovun tadına varın! Bir daha sizden korkması gerektiğini anlayacak!<br />
Kendi filminizin yönetmeni olun! Erkekler neden “Kötü kız”ları bir türlü unutmazlar, biliyor musunuz? Çünkü onların kendilerine özgü seks davranışları vardır ve o tat erkeklerin damaklarında kalır! “Bazı kadınların gülüş ve giyim tarzları o kadar farklıdır ki erkekleri onları asla unutamazlar. Kaldı ki yatakta özel hareketleri olanlar hayatta unutulmaz. Siz de kendinize özgü bir tarz yaratın, erkeğiniz sizi diğer kadınlardan farklı görecektir.<br />
Yatakta özel bir ustalığınız olması gerekmez. Biraz dikkat, biraz da yaratıcılık yeterli. Pozisyonları dikkatle izleyin, size en çok hangileri uyarsa onları geliştirin. Kalıpların dışında çıkın: Yeni pozisyonlar yaratmak sizin elinizde! Değişik bir pozisyon bulduğunuzda ona bir isim takın. Göreceksiniz ki erkeğiniz koyduğunuz ismi hemen hatırlayacak ve sizi düşündüğünde hemen icat ettiğiniz pozisyon aklına gelecek.<br />
Gece boyunca devam!<br />
Kötü kızlar seks yapmaz, seks maratonuna katılırlar! Saatlerce dans edip, sevişip, striptiz yapıp tatmin olurlar ve tatmin ederler. Gün ışıyana kadar onunla sevişmek sevgilinize şunu gösterir: Hiçbir şey, iş sorumluluklarınız bile ona olan tutkunuzdan önce gelmez. Daha da fazlası, ateşli geceniz ikinizin sırrı olarak kalıp, ikinci gün hep gözünüzün önünde olacaktır.<br />
Kas ağrıları çekmemek için, sürekli pozisyon değiştirin. Ara sıra hızı da değiştirin: hızlı tutkulu raundlar için sizin üstte olduğunuz pozisyonları tercih edin, romantik sevişmeler için yan yana uzanın. Kendinizi veya sevgilinizi yorgun hissettiğinizde oral sekse geçin. Bu seks vücudunuzu daha az kullanarak, aynı zevke ulaştırır ve bu sırada dinlenme fırsatı bulursunuz.<br />
Aşağıdaki durumları siz de yaşıyorsanız, bir şeyler yapmanın zamanı gelmiş demektir!<br />
Yatağa pijamalarla gelirse …<br />
Siz yatağa dergiler ve kitaplarla gelirseniz …<br />
En iyi arkadaşınız sizden seks konusunda tavsiyeler isteyince, en son seviştiğiniz günü hatırlamazsanız….<br />
Seyretmediğiniz film yoksa…<br />
Bir çiftle birlikte dışarı çıktığınızda birbirlerine kur yapmaları size saçma gelirse…<br />
İç çamaşır mağazalarına girdiğinizde, seksi modellere değil, ucuzlukta olanlara bakıyorsanız…<br />
Sevgilinizle bir partiye katıldığınızda, biri size ne kadar zamandır evli olduğunuzu sorarsa&#8230;</p>
<h2  class="related_post_title">Benzer Konular</h2><ul class="related_post"><li>11 Temmuz 2010 -- <a href="http://www.kadinsiseyler.com/guncel-haberler/kadinlar-ne-ister.html" title="Kadınlar Ne İster ?">Kadınlar Ne İster ?</a> (0)</li><li>20 Ocak 2010 -- <a href="http://www.kadinsiseyler.com/ask-evlilik/evli-erkek-ve-kadinin-duasi.html" title="Evli Erkek ve Kadının Duası :)">Evli Erkek ve Kadının Duası :)</a> (0)</li><li>19 Ocak 2010 -- <a href="http://www.kadinsiseyler.com/guzellik/kadinlar-icin-guzellik-sirlari-1.html" title="Kadınlar İçin Güzellik Sırları-1">Kadınlar İçin Güzellik Sırları-1</a> (0)</li><li>18 Ocak 2010 -- <a href="http://www.kadinsiseyler.com/cinsellik/99-seks-onerisine-erkek-okurun-cevabi.html" title="99 Seks Önerisine Erkek Okurun Cevabı&#8230;">99 Seks Önerisine Erkek Okurun Cevabı&#8230;</a> (0)</li><li>16 Ocak 2010 -- <a href="http://www.kadinsiseyler.com/ask-evlilik/mukemmel-kadin-nasil-olur-cogu-kadin-sevgilisine-iyilik-yapmakla-iyi-birsey-yaptiklarini-zanediyorlar-ama-bunun-tam-tersi-dogrudur-erkekler-disini-gostermeye-korkmayan-kadinlardan-hoslanirlar-er.html" title="Mükemmel kadın nasıl olur?  ">Mükemmel kadın nasıl olur?  </a> (2)</li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinsiseyler.com/cinsellik/monoton-evlilikten-kurtulma-yollari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadınlarda Genişletme Ve Kürtaj</title>
		<link>http://www.kadinsiseyler.com/genel-saglik/kadinlarda-genisletme-ve-kurtaj.html</link>
		<comments>http://www.kadinsiseyler.com/genel-saglik/kadinlarda-genisletme-ve-kurtaj.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Jul 2010 01:46:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>neysever</dc:creator>
				<category><![CDATA[Gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[bebek aldırma]]></category>
		<category><![CDATA[genişletme]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtaj]]></category>
		<category><![CDATA[rahim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinsiseyler.com/?p=507</guid>
		<description><![CDATA[Genişletme ve Kürtaj Ameliyatların en yaygını olan bu uygulamaya çoğu kez Jinekolojinin peynir ekmeği denir. İngilizcesinde başlangıç harfleri olan D ve C dilatasyon (serviksin açılıp genişletilmesi) ve currettage (rahim duvarının kazınması &#8211; kürtaj) anlamında kullanılmışsa da, bu D ve C çok defa şaka yollu, dusting and cleaning (toz alma ve temizleme) biçiminde değiştirilmektedir. Küçük bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Genişletme ve Kürtaj</p>
<p>Ameliyatların en yaygını olan bu uygulamaya çoğu kez Jinekolojinin peynir ekmeği denir. İngilizcesinde başlangıç harfleri olan D ve C dilatasyon (serviksin açılıp genişletilmesi) ve currettage (rahim duvarının kazınması &#8211; kürtaj) anlamında kullanılmışsa da, bu D ve C çok defa şaka yollu, dusting and cleaning (toz alma ve temizleme) biçiminde değiştirilmektedir. Küçük bir ameliyat olduğundan, vajina içinden yapılır, bu nedenle iz bırakmaz. Bu ameliyat iki amaçla yapılır: Teşhis ve tedavi. Birçok kadına zaman zaman bu ameliyatı yaptırmakla, enfeksiyon yaratabilecek mikroplar ve kanser öncesi gelişmeler temizleniyormuş gibi gelir. Doğru değildir bu. Rahim normal ve sağlıklıysa, her ay adet kanamasıyla kendini temizler. Ne olur ne olmaz diye bu ameliyatı yaptırmak, zorla bela aramaktan başka bir şey değildir. Çok ender de olsa, bazı komplikasyonlar görülebilir. Jinekoloğunuz özel bir amaçla gerek görmeden, siz kendiliğinizden genişletme ve kürtaj istemeyin. Bu ameliyat teşhis amacıyla yapıldığında, rahim örtü tabakası endometriyumdan biyopsi almak anlamına gelir. Endomet-riyumda herhangi bir bozukluk akla gelirse, genişletme ve kürtajla jinekolog yeterince endometriyum dokusu alıp olası bir habis oluşum bakımından incelenmek üzere bir patoloji laboratuarına gönderir. Rahimde polip gibi ufak bir anormallik varsa, bu uygulamada alınır. Bu. da bu ameliyatın tedavide kullanıldığı noktalardan biridir.<br />
Genişletme ve Kürtaj Nerelerde Gereklidir<br />
Bunun başlıca gerekçesi, anormal rahim kanamalarıdır. Birçok jinekolog daha genç kadınlarda bu rahatsızlığı progesteron vererek rahim duvarını pul pul dökmek ve beraberindeki bozuklukları düzenlemek yoluyla tedavi ederler (özellikle yüksek östrojen düzeyi gösteren kadınlarla Stein Leventhal hastalığı nedeniyle endometriyumun çok kalınlaştığı durumlarda.) İlaç tedavisi başarısız kalırsa, bir genişletme ve kürtaj ameliyatıyla fazla doku ya da herhangi bir anormal gelişme çıkarılabilir. Endometriyum boşluğuna açılan bir fibroid tümör (submüköz miyom) varsa, genişletme ve kürtaj ameliyatı durumu düzeltmez, fakat jinekologun, teşhisi tam olarak koymasını ve daha sonra uygun biçimde tedavi etmesini sağlar. Bu, ilk belirtisi düzensiz kanamalar olan endometriyum kanseri için de geçerlidir. Kanserin erken teşhisine olanak sağlayan bir genişletme ve kürtaj ameliyatı, canınızı kurtarabilir. Anormal kanamalar yanlış yerleşmiş, uymamış bir spiral sonucuysa genişletme ve kürtajla spiral çıkarılıp rahim temizlenebilir. Genişletme ve kürtaj genellikle basit, güvenceli, çok yönlü yarar sağlayan, son derece değerli bir ameliyattır. Bununla birlikte bazı kadınlar genişletme ve kürtaj yaptırdıkça mutluluk duyarlar ve bunu sık sık yaptırmak isterler. Bunun bazı komplikasyonların olabileceğini ve herhangi bir anestezinin bazı riskleri olacağını unutmamalıdır.<br />
Genişletme ve Kürtaj Nasıl Yapılır?<br />
Her ne kadar serviksin çevresine enjeksiyonla lokal anestezi yapılabilirse de, bu iş çoğunlukla genel anestezi altında yürütülür. Anestezi yapıldıktan sonra vajina antiseptik bir eriyikle yıkanır ve ameliyat başlar. Doktor Önce serviksin iç tarafından kazıyarak bir örnek alır. Bu, daha sonra rahimden alınan dokuyla karşılaştırılarak, rahimdeki bozuklukların servikse geçip geçmediği araştırılır. Arkasından, bir rahim sondasıyla rahmin derinliği Ölçülür. Hastaya rahim kanseri teşhisi konulmuşsa, yapılacak kanser tedavisi tipini belirlemek bakımından bu ölçme önemlidir. Bu Ölçüm hastanın bir spiral takılmasını istemesi durumunda da yararlıdır, çünkü kadının hangi tip spirali taşıyabileceğini, rahmin büyüklüğü belirler. Daha sonra serviks, çapları gitgide artan bir dizi aletle yavaş yavaş genişletilir. Serviks yeterince açıldığında, küçük bir kaşık biçiminde olan bir küret rahim boşluğuna sokulur ve rahim duvarı hafif hafif kazınır. Rahim içindeki en küçük bir pürüzün fark edilebilmesi için jinekologun dokunuşunun çok hafif olması gerekir. Çok fazla doku çıkarılırsa, endometriyum zarara uğrayabilir ve bu nedenle ileride düşük, kısırlık gibi komplikasyonlara yol açabilir. Kürtaj tamamlandıktan sonra, doktor serviksin dış tarafından bir biyopsi alıp tahlil için laboratuvara gönderebilirse de, iyi bir Pap testi hemen hemen aynı sonucu verebildiği için çok kez buna gerek kalmaz. Genişletme ve kürtaj yapılıp da hastaneden taburcu edildikten sonra, genellikle beşle yedi gün hafif kanamalar olur; bazen bu, iki hafta kadar sürer. Ameliyattan sonraki ilk üç, dört hafta, enfeksiyondan korunmak için cinsel ilişkiden, tampon gibi yabancı cisimleri vajinaya sokmaktan sakınmalıdır, iyileşme dönemi, kişiden kişiye değişmekle birlikte, bedensel çalışma söz konusu değilse, kadın işine üçle on dört günde dönebilir.</p>
<h2  class="related_post_title">Benzer Konular</h2><ul class="related_post"><li>06 Ocak 2010 -- <a href="http://www.kadinsiseyler.com/cinsellik/kurtaj.html" title="KÜRTAJ">KÜRTAJ</a> (0)</li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinsiseyler.com/genel-saglik/kadinlarda-genisletme-ve-kurtaj.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadınlarda Kısırlık Nedeni Olarak Endometrioz</title>
		<link>http://www.kadinsiseyler.com/anne-cocuk/kadinlarda-kisirlik-nedeni-olarak-endometrioz.html</link>
		<comments>http://www.kadinsiseyler.com/anne-cocuk/kadinlarda-kisirlik-nedeni-olarak-endometrioz.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Jul 2010 01:41:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>neysever</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne-Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Endometrioz]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlarda kısırlık]]></category>
		<category><![CDATA[kısırlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinsiseyler.com/?p=505</guid>
		<description><![CDATA[Pelvisteki endometriozda, rahim içi örtüsünün (endometrium) parçaları pelvise yayılmıştır. Endometriozun gerçek nedeni bilinmemesine karşın, genellikle şiddetli ayhali krampları geçiren gergin kadınlarda ortaya çıkar. Adet görme sırasında ayhali kanı tüplerin içinden pelvise itilir. Orada normal bir doku gibi kalır ve gelişmesine neden olan hormonların etkileri altında bulunur. Endometrioz bütün pelvis organlarında ortaya mektomiyle bile habis ur [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Pelvisteki endometriozda, rahim içi örtüsünün (endometrium) parçaları pelvise yayılmıştır. Endometriozun gerçek nedeni bilinmemesine karşın, genellikle şiddetli ayhali krampları geçiren gergin kadınlarda ortaya çıkar. Adet görme sırasında ayhali kanı tüplerin içinden pelvise itilir. Orada normal bir doku gibi kalır ve gelişmesine neden olan hormonların etkileri altında bulunur. Endometrioz bütün pelvis organlarında ortaya mektomiyle bile habis ur çıkarılabilir. Öte yandan daha kesin bir tedavi, total histerektomi ve iki taraflı salpingo &#8211; oofektomi&#8217;yle (rahim, yumurtalık kanalları ve yumurtalıklarla, bütün üretim organlarının çıkarılması), gerçekleştirilir. Bu son derece nadir yapılan bir ameliyattır. Size uygulanması olasılığı o kadar azdır ki, bu konuda boş yere kaygılanmayınız.</p>
<h2  class="related_post_title">Benzer Konular</h2><ul class="related_post"><li>20 Ocak 2010 -- <a href="http://www.kadinsiseyler.com/anne-cocuk/cocugum-neden-olmuyor.html" title="Çocuğum neden olmuyor?">Çocuğum neden olmuyor?</a> (0)</li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinsiseyler.com/anne-cocuk/kadinlarda-kisirlik-nedeni-olarak-endometrioz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadınlar , Diyet Ve Kanser</title>
		<link>http://www.kadinsiseyler.com/diyet/kadinlar-diyet-ve-kanser.html</link>
		<comments>http://www.kadinsiseyler.com/diyet/kadinlar-diyet-ve-kanser.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Jul 2010 01:30:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>neysever</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[diyet yanlışlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[yanlış beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinsiseyler.com/?p=503</guid>
		<description><![CDATA[Çeşitli cevapları olan iki farklı soru: -Kansere yol açan diyet kusurları var mıdır? -Bazı besin maddeleri kansere yol açar mı? Hastalığı kanser alanında deneysel yada istatistik sonuçları tartışmalı olan birçok varsayım ileri sürüyorlar. Bilim uzmanları alkalin fazlalığının, potasyum fazlalığının tehlikelerine dikkati çekiyorlar. Besin maddelerine katılan bazı kimyasal ürünlerin zararlı etkileri üzerinde duruldu: boyayıcılar, antiseptikler, oksit [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çeşitli cevapları olan iki farklı soru:<br />
-Kansere yol açan diyet kusurları var mıdır?<br />
-Bazı besin maddeleri kansere yol açar mı?<br />
Hastalığı kanser alanında deneysel yada istatistik sonuçları tartışmalı olan birçok varsayım ileri sürüyorlar. Bilim uzmanları alkalin fazlalığının, potasyum fazlalığının tehlikelerine dikkati çekiyorlar.<br />
Besin maddelerine katılan bazı kimyasal ürünlerin zararlı etkileri üzerinde duruldu: boyayıcılar, antiseptikler, oksit önleyiciler. Bu ürünlerin tekrar tekrar alınan küçük dozları, moleküllerin boyları hatırlatıldı, bazı kızartmalar suçlandı. Ama elde önemli istatistikler yok.<br />
2) Diyet, kanserlilerin tedavi koşullarını düzeltmeye yarayan tamamlayıcı yollardan biri mi?<br />
Doğal olarak bir kanserin sırf diyetlerle tedavi edilmesi söz konusu değildir; ama denetimli ve uyarlı bir uygulama sayesinde klasik tedavilerin (cerrahi ve radyasyon) verimi artırılabilir.<br />
Bazı kanserlilere, genel durumlarının kötülüğü bir tedaviyi kaldıramamalarına yol açtığı zaman hiperprotitli bir tedavi uygulanabilir. Bir kaç gün içinde hastanın durumuna göre cerrahın yada radyaloğun ellerine teslim edilebilecek duruma getirilebilirler.<br />
Ayrıca, bir tedavinin uygulanması sırasında dikkatli bir perhiz denetimi, bu tedavinin yarım bırakılmamasını, en kısa sürede ve daha iyi koşullar altında söz gelişi diyete uyulmasa kaldırılamayacak radyasyon dozlarına olanak vererek sonuca ulaştırılmasını sağlar.<br />
Tedavinin birinci döneminden sonra, öngörülen tasarıya devam edilmesinin hastanın genel durumu özel yollarla yükseltilememişse kuşkulu görünmesi de mümkündür. Bu özel yolların başlıcalarından biri de diyettir.<br />
Ayrıca tedavi sonuçlandırılınca, iyi yürütülen bir diyetle hastaların yatakta yatma sürelerini kısaltmak ve faaliyetlerine daha çabuk başlamalarını sağlamak mümkündür.</p>
<h2  class="related_post_title">Benzer Konular</h2><ul class="related_post"><li>13 Temmuz 2010 -- <a href="http://www.kadinsiseyler.com/guzellik/kilo-verme.html" title="KİLO VERME">KİLO VERME</a> (0)</li><li>02 Temmuz 2010 -- <a href="http://www.kadinsiseyler.com/guncel-haberler/hizli-kilo-verme-formulleri.html" title="Hızlı Kilo Verme Formülleri">Hızlı Kilo Verme Formülleri</a> (0)</li><li>19 Ocak 2010 -- <a href="http://www.kadinsiseyler.com/guzellik/kadinlar-icin-guzellik-sirlari-1.html" title="Kadınlar İçin Güzellik Sırları-1">Kadınlar İçin Güzellik Sırları-1</a> (0)</li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinsiseyler.com/diyet/kadinlar-diyet-ve-kanser.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Angina Pectoris</title>
		<link>http://www.kadinsiseyler.com/genel-saglik/angina-pectoris.html</link>
		<comments>http://www.kadinsiseyler.com/genel-saglik/angina-pectoris.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Jul 2010 01:19:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>neysever</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[gögüs ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kalp ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[kalp hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[kalp kası]]></category>
		<category><![CDATA[kalp rahatsızlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinsiseyler.com/?p=501</guid>
		<description><![CDATA[Kan akımı yetersizliğinde, oksijen azlığına bağlı kalp kasından kaynaklanan göğüste bir ağrı duyulur. Ağrı şiddeti ve süresi değişiktir. Bir yandan da, hastalarda hava açlığı biçiminde sıkıntılar olur, ölüm korkusuna kapılırlar. Gelip giden ağrılara ANGİNA PECTORİS denir. Daha çok hasta efor yaparken, merdiven çıkarken,&#8217; özellikle yokuş ve rüzgara karşı yürürken, çalışırken yorucu bir iş sırasında, heyecanlandığında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kan akımı yetersizliğinde, oksijen azlığına bağlı kalp kasından kaynaklanan göğüste bir ağrı duyulur. Ağrı şiddeti ve süresi değişiktir. Bir yandan da, hastalarda hava açlığı biçiminde sıkıntılar olur, ölüm korkusuna kapılırlar. Gelip giden ağrılara ANGİNA PECTORİS denir. Daha çok hasta efor yaparken, merdiven çıkarken,&#8217; özellikle yokuş ve rüzgara karşı yürürken, çalışırken yorucu bir iş sırasında, heyecanlandığında kimi zaman da kendiliğinden ortaya çıkar. Bunların dışında, fazla kafein, nikotin, troit bezinin çok çalışması, başka nedenlere bağlı çarpıntılar, kansızlık ve korkulu rüyalar da anjin ağrılarına neden olurlar. Görülüyor ki, kalbin fazla çalışmasını gerektiren durumlar ile, sempatik tonusu arttıran yani kişiyi mücadele ve bir sinirsel çatışmaya iten faktörler koroner dolaşımı da etkileyerek ağrılara neden olur. Aynı eforu yaparken kimi zaman da ağrılar gelmeyebilir.<br />
Sinirsel ve ruhsal sistemin, bundan sorumlu olabileceği akla yakın bir yorumdur. Koroner damarlarda kan akımının ileri derecede bozulması ya da tam tıkanmasıyla, ortaya çıkan tabloya MİYOKARD ENFARKTÜSÜ denir. Bunun nedeni önce de değindiğimiz gibi, damar içinin aterom plaklarıyla tıkanmasıdır. Arteriosklerozun kesin bir başlangıç dönemini tanımlamak zordur. Ancak kolesterolün damar içine çökmesiyle ateroskleroz başlar denilmektedir. Bu çökmeler daha çok, yerel olup, arterlerin dallara ayrıldıkları ya da büküldükleri bölgelere oturur. Lipit çökmesinin ardından, öteki değişimler, kristalleşmeler ve kireçlenmeler bunu izler. Unutulmamalıdır ki, bir aterom plağı hemen daima bir arterioskleroz zemini üzerine oturur. İşte bu aterom plaklarının yerleşim yeri ve oturdukları damarın önemine göre, klinik tablolar görülür. Öyle ki, yaşamında birkaç kez miyokard enfarktüsü geçirmiş, fakat bundan haberi olmayan kişiler görülmüştür.<br />
Arteriosklerozun daha çok şehirleşmiş ve sosyal standardı yüksek ve de hayvansal yağ tüketimi fazla olan ailelerde görülmesine, koşut (paralel) olarak miyokard enfarktüsü de bu ailelerde daha sık görülmektedir. Koroner dolaşım bozukluğunun yaşla ve cinsle de ilgisi vardır. Genellikle 40 yaşından önce seyrek görülür. Bu yaştan sonra erkeklerde görülme oranı, kadınlara göre hemen on katı fazladır. 45-60 yaşları arasında ise bu oran, iki katı kadar erkekte fazladır. 60 yaşından sonra da erkek ve kadın arasındaki oran eşit düzeye yaklaşır.<br />
Ülkemizde de miyokard enfarktüsü olgularının artması, yaş sınırının alışılmışın aşağılarına düşmesi, konuyu korkulu bir düş durumuna getirmiştir. Bu nedenle hastalıktan korunma ve tedavide halkın bilinçlenmesi gerekmektedir. Kalbin koroner damarların birinin tıkanması ile ani ölümler görülebilir. Genellikle otururken, yolda giderken, iş yaparken vb. beklenmedik ani ölümlerin baş nedenidir. Çoğu kişi kendilerinde böyle bir hastalığın belirtilerini daha önceden sezmedikleri gibi, kimileri de, bu hastalığı kendilerine yakıştırmazlar. Bu nedenle de, daha önce yapılması gereken muayene ve incelemeler ihmal edilir. Damar sertliği ve enfarktüsün, şeker hastalığı gibi bir çok sistem hastalıklarıyla da yakın ilgisi unutulmamalıdır.<br />
Psişik (ruhsal) önlemler: Angina pectoris nöbetlerinin ortaya çıkışında anksiete (sıkıntı) durumlarının büyük rolü olduğu genellikle bilinir. Bu bakımdan, ilk nöbetin çıkışında rol oynamış olan ruhsal olay araştırılmalıdır. Çünkü bu olay, her zaman yeni nöbetleri ortaya çıkarabilir. Bazı hastalar, anjin şikâyetlerini önemsemezler. Böyle hastalara hastalığın önemini ve komplikasyonlarını uygun bir dille açıklamak gerekir. İlkin angina pectoris&#8217;li hastaların, çalışma tempoları yavaşlatılmalı, meslekle ilgili aşırı sorumlulukları hafifletilmelidir. Haftada iki gün tam dinlenmeleri sağlanmalı, geceleri sekiz saatlik uykunun ve öğle yemeklerinden sonra da bir süre dinlenmenin önemi anlatılmalıdır. Yılda iki kere yirmişer günlük İzin kullanılması yararlı olur. Gereksiz öfke ve üzüntülerden sakınılmalıdır. Bu konuda yardımcı olmak üzere hafif teskin edici ilâçlar verilmelidir.</p>
<p>Fizik hareketler: Angor yaratmayan (kalpte ağrı yapmayan) hafif beden hareketlerinin yapılması çok önemlidir. Uzunca yürüyüşler, kısa yüzmeler, ata binme ve golf gibi hafif sporlar öğütlenebilir.<br />
Tansiyonun normalleştirilmesi: Hipertansiyonlarda (tansiyon yüksekliğinde) angina pectoris kolaylıkla ortaya çıkabilmektedir. Bu yönden özellikle diastolik arter basıncını (küçük tansiyonu), normal sınırlarda tutmanın büyük önemi vardır. Sistolik basıncı (büyük tansiyonu) çabuk düşürmek sakıncalıdır. Bu nedenle, sistolik tansiyon örneğin 22 ise bunu 18&#8242;e, 20 ise 16&#8242;ya kadar indirmek ve o düzeyde tutmak gerekir. Düşük tansiyonlularda da küçük tansiyon normal düzeyde tutulmaya çalışılmalıdır.<br />
Nikotin: Angor pectoris&#8217;te önemli bir etken olarak kabul edilmektedir. Sigara yavaş yavaş değil, birden kesilmelidir. Hastalara sigaranın sakıncaları anlatıldığında, çoğu, bu alışkılarından kolayca vazgeçmektedirler. Tütün bırakanlarda kilo artışı bekleneceği için, rejimi biraz daha kısıtlamak doğru olur.<br />
Eforlardan (yorucu hareket) kaçınma: Hastalara merdiven ve yokuşları yavaş çıkmaları, alt katlarda oturmaları, ağır sporları yapmamaları, soğuk rüzgârlı havalarda evde kalmaları, soğuk duşlardan sakınmaları, cenaze törenlerine, heyecanlı tartışmalara katılmamaları ve otobüse, trene yetişmek için koşmamaları öğütlenmelidir.<br />
Öteki etkenler: Klimakterik (regle kesimi) dönemindeki kadınlarda, angor nöbetlerini önlemekte hormonal tedavinin önemi vardır. Kronik tonsillit (bademcik iltihabı), diş kistleri gibi yerel enfeksiyonların temizlenmesi de yararlı olur. Kalp yetmezliği, hipo ve hipertlreoidi, firengi, diyafragmo hernisi gibi angor pectoris&#8217;i ortaya çıkarıcı hastalıklarında ilk plânda tedavi edilmeleri doğru olur.<br />
Angina pectoris nöbetlerinin tedavisi: Angina pectoris nöbeti tutar tutmaz, hasta yürüyorsa durur, evdeyse yatar. Sonra da bir draje trinitrin cafeine&#8217;yi ağzında kırarak dili altında erimeğe bırakır. Nöbet hemen geçer. Geçmezse ikinci bir trinitrin drajesi alır. Yine de rahatlayamazsa; doktorun tedavisi ve müdahalesi uygun olur.<br />
Angina pectoris&#8217;te, trinitrin çabuk etki gösterdiği halde, infarktüslü angorda trinltrin&#8217;in etkisi olmaz. İnfarktüs ağrısı birdenbire ortaya çıkabildiği gibi, önceden bulunan bazı şikâyetleri izlemiş de olabilir. Vak&#8217;aların çoğunda, pektanjinö (göğüse vuran ağrılar) şikâyetleri, çarpıntı, nefes darlığı ve nöbetleri, sabahlan görülen hafif ayakta ödemler (şişmeler) gibi belirtiler vardır.<br />
Enfarktüs-lnfarktüs:<br />
Ismeki kalp hastalığı da denen arteriyokslerotik kalp hastalığı, genellikle miyokardı (kalp kası) besleyen korener arterlerin bir hastalığıdır. Batı dünyasında ve ülkemizde erişkin yaşta sık rastlanan ölüm nedenidir. Miyokard infarktüsü, hemen her zaman prekordial (göğüs ardında duyulan) ağrı, çok defa şok ve öteki sübjektif (kişinin duyduğu) şikâyetlerle (sıkıntı, taşkınlık ve yerinde duramamak, istem dışı sinir sistemi dengesizliği: Terleme, ağızda kuruluk, renk solması, baş dönmesi v.b. gibi) birlikte ortaya çıkan, akut (birden olan) bir miyokard nekrozu (kalp adalesinin bir bölümünün işe yaramaz duruma gelmesi) olayıdır.<br />
Infarktüs ağrısının şiddeti, lezyonun genişliğine ve hastanın duyarlılığına göre değişir. Tümüyle ağrısız seyreden infarktüsler de vardır. Anlaşılan miyokardın bazı bölgelerinde ağrı duygusunu iletecek sinir dalları yoktur. Diyabetiklerde (şeker hastalarında), ihtiyarlarda ve demokpanse (uyum yeteneği tükenmiş) kalp yetmezliği gösterenlerde infarktüs çoğunlukla ağrısızdır. Ağrılı vaka’larda prekordialji (göğüs ağrısı) birkaç dakikadan birkaç güne kadar sürmektedir. Ağrının iki hafta aralıksız sürdüğü vak&#8217;alar bildirilmiştir. Ağrı genellikle prekordial (göğüs arkası) bölgede duyulur. Sol omuz ve kola, hatta parmak uçlarına, bazen da sağ tarafa yayılır. Epigastriuma (mide üstüne) yansıyan ağrıların çoğunlukla arka duvar infarktüsüne bağlı olduğu kabul edilir. Prekordialji çoğu kez hava açlığıyla birliktedir. Infarktüslü hastalarda ölüm korkusu, halsizlik, bazen ajitasyon (taşkınlık ve ruhsal bozukluklar) bulunur. Bulantı, kusma, küçük ve büyük ab-dest zorlaması, karında gaz birikimi, soğuk yapışkan ter, baş dönmesl gibi vejetatif bozukluklar ve taşikardi (çarpıntı) sık görülür. İnfarktüs teşhisinde EKG&#8217;nin rolü büyüktür, fakat bazı vak&#8217;alarda karakteristik belirtiler, ancak saatler sonra ya da ertesi gün ortaya çıkar. Bu nedenle klinik tanı (teşhis) daha önemlidir.<br />
Tedavi ilkeleri: İnfarktüslünün olabildiği kadar erken dönemde yoğun bakımı ilk 24 saat içinde bir hastaneye kaldırılması gerekir. Krizden 2-3 gün sonraki transportlar (taşımalar-nakiller) tehlikelidir. İlk yapılacak iş sıkı bir yatak dinlenmesidir. Türkiye&#8217;de genellikle uygulanan sisteme göre, her infarktüslü en az yirmi gün kesin yatak dinlenmesinde tutulur. Sonraki üç haftalık sürede de, odada dolaşmasına izin verilir. Sokağa çıkması, altı haftalık sürenin bitiminden sonra düşünülür. Unutmamalı ki, infarktüs bölgesinin bağ dokusu ile örülmesi (sikatrizasyonu) için, altı haftalık bir süre gereklidir, flaşta tek yataklı bir odada, tam sessizlik içinde kalmalıdır. Ancak en yakını ile konuşmasına izin verilir, başka ziyaretçi kabul etmemelidir. Radyo dinlemek, gazete okumak 4ibi heyecanlandırıcı durumlar yasaklanır.<br />
İlk günler sadece sıvı besinler verilir (süt, komposto suyu, hafif ve ılık çorba gibi). Yiyeceklerini başkaları yedirmelidir.<br />
Hasta tuvaleti yatakta olur. Banyo yaptırılmaz. Defekasyonu için hafif müshiller, gaz şişkinliğine karşı ferment preparation alır. Sigara kesin olacak yasaklanır.</p>
<p>Arteriyosklerotik Kalb Hastalığının Oluşumu:<br />
Lipid (yağ) metabolizması bozukluklarının aorta ve koroner örterlere (kalp atardamarları) etkisi birbirine benzer. Önce damar iç yüzünde küçük, toplu iğne başı büyüklüğünde, yuvarlak, sarı renkte lipid (yağ) toplantıları görülür. Bunlar bazen çocukluk yaşlarında bile görülebilir. 30 yaşlarından sonra bu sarı lekelerin üzerine, bağ dokusu ve fibrin çökmeğe başlar. Böylece damar içine, çıkıntı yapan plaklar oluşur. Giderek bu plâklar içinde kalsiyum da çökerek, damar duvarı sertleşir ve damar içinin bir bölümünü ya da tümünü tıkayarak damar sertliği bulgularının ortaya çıkmasına neden olur. Lipidler (yağlar), başlıca kolesterol, trigliseridler ve fosfolopidlerden oluşur. Beden sıvılarında rahatça eriyik olarak taşınabilmek için, lipidler bazı proteinlerle birleşirler ve lipoproteinler adını alırlar.<br />
Beslenmenin Arterlyosklerotlk Kalp Hastalığı İle ilişkisi:<br />
Arteriyosklerotik kalp hastalığının oluşumu ve ilerlemesi üzerinde beslenme ile ilgili birçok görüşler ileri sürülmüştür. Bunlar kalori, protein, yağ, karbonhidrat, kolesterol, tuz, mineraller ve vitaminlerle ilgilidir.<br />
Kalori: 1943-1960 yılları arasında yapılan araştırmalarda, kalori alımında önemli değişiklikler olmamasına karşın, kalp hastalıklarından ölüm olayının arttığı görülmüştür. Daha sonra Albrink adlı araştırmacı, aşırı kalori alınımının arteriokslerotik kalp hastalıklarının artmasına neden olduğunu ortaya koymuştur.<br />
Protein : Protein kullanılmasıyla arteriosklerotik kalp hastalıkları arasında kayda değer bir ilişki kurulamamıştır. Yapılan araştırmalarda, bitkisel proteinlerin, hayvansal proteinlerle değiştirildiği zaman, serum kolesterol düzeyinin (seviyesinin) göze çarpar bir ölçüde azalmakta olduğunu görmüşlerdir. Proteinin kolesterol üzerindeki bu etkisinin sadece proteinden değil, onunla birlikte hayvansal katı yağların alımının artmasından da olduğu düşünülebilir.<br />
Yağ: Genellikle arteriosklerotik kalp hastalıklarının oluşumuyla, çok yağlı diyetlerin alınması arasında önemli bir ilgi vardır, özellikle doymuş yağlar hastalığın asıl nedeni olmaktadır.<br />
Ayrıca, uzun süre düşük ölçüde yağ kapsayan diyet kullananlarda da, serum kolesterol düzeyinin düştüğü birkaç ay sonra da serum trigliserid düzeyinin azaldığı saptanmıştır.</p>
<p>Karbonhidrat: Serum kolesterolüne diyetteki karbonhidratların (örneğin nişasta) ve sukrozun (çay şekeri) etkisi araştırıldığında nişasta yiyen gruplarda sukroz yiyenlere göre serum kolesterolü daha düşük bulunmuştur. Yine selülozdan (sebzeler) zengin diyeti olan halk topluluklarının serum kolesterol düzeyi düşük bulunmuştur.<br />
Bazı araştırmacılar miyokard infarktüsünün oluşması ile, fazla çay ve kahve tüketimi, dolayısiyle bu içeceklerle fazla şeker alınması arasında pozitif bir ilgi saptamışlardır. Fakat çay, kahve gibi içeceklerin etkisinin olup olmadığı, kesin olarak belli değildir. Yakın doğu ülkeleri halkında serum kolesterolü çok düşük bulunmuş, bunun fazla ekmek tüketimi nedeniyle düşük sukroz ve doymamış yağ alımından ileri geldiği görüşüne varılmıştır. Serum kolesterolü üzerine ekmeğin bu etkisinin yalnız nişastadan mı olduğuna karar verilememiştir.<br />
Kolesterol: Serum kolesterol düzeyinin yüksekliği ile kalp hastalıkları arasındaki ilgi birçok araştırmacı tarafından ortaya konmuştur. Davis ve arkadaşları arteriyoskleroza bağlı angina pektorisi olan hastalarda. sağlam hastalara göre serum kolesterol düzeyini yüksek bulmuşlardır. Diyetle alınan kolesterolün, serum kolesterolünü yükseltici etkisi vardır. Bunu ortaya koymak için iki grup insan alınmış ve bir gruba yumurta sarısı ve kolesterolden zengin yiyecekler verilmiş, öteki gruba ise bunlar verilmemiştir. Birinci grupta serum kolesterolünün yükseldiği görülmüştür.<br />
Tuz: Tuzun hipertansiyon üzerindeki etkisi çok önceden anlaşılmıştır. Sodyum alınması, damar içinde su toplanmasına neden olduğu ve dolayısıyla kan basıncını arttırdığından, kalp yetmezliği ve hipertansiyonda diyette tuz kısıtlaması düşünülür.<br />
Vitamin: Vitaminlerden C vitaminin arteriosklerozla ilgisi araştırılmıştır. Yapılan deneylerle atardamarların iç yüzündeki yapıda C vitamininin rolü olduğu saptanmıştır. Vitamin C eksikliği geçiren kobayların arterlerinde, bozukluklar görülmüştür. Bunlar insanlardaki arteriyosklerozdakine benzemektedir. Vitamin C&#8217;nin verilmesi ile lezyonlarda azalma saptanmıştır.</p>
<h2  class="related_post_title">Benzer Konular</h2><ul class="related_post"><li>No Related Post</li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinsiseyler.com/genel-saglik/angina-pectoris.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hamilelikte Doğum Tarihini Belirleme</title>
		<link>http://www.kadinsiseyler.com/anne-cocuk/hamilelikte-dogum-tarihini-belirleme.html</link>
		<comments>http://www.kadinsiseyler.com/anne-cocuk/hamilelikte-dogum-tarihini-belirleme.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Jul 2010 01:10:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>neysever</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne-Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[bebeğin doğum zamanı]]></category>
		<category><![CDATA[gebelik zamanı hesaplama]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelik zamanı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinsiseyler.com/?p=499</guid>
		<description><![CDATA[KADIN gebeliğin kontrolü için doktora baş vurduğunda ne olacağını sorar. Hamile kadınlar genellikle son âdet tarihlerini söyleyemezler, halbuki doğum zamanını hesap edebilmek için bu tarih çok önemlidir. Son âdetin birinci gününden itibaren iki yüz seksen gün sonra doğum olur. Bu, âdetlerin arası 28 gün olduğuna göredir. Yani her âdet görme arasını bir âdet görme ayı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>KADIN gebeliğin kontrolü için doktora baş vurduğunda ne olacağını sorar. Hamile kadınlar genellikle son âdet tarihlerini söyleyemezler, halbuki doğum zamanını hesap edebilmek için bu tarih çok önemlidir. Son âdetin birinci gününden itibaren iki yüz seksen gün sonra doğum olur. Bu, âdetlerin arası 28 gün olduğuna göredir. Yani her âdet görme arasını bir âdet görme ayı kabul edersek on âdet ayı kadar sürer. Takvim ayı üzerinden hesap edilirse dokuz aydan fazladır. Gebelik, âdet zamanı dışında yirmi sekiz günün herhangi birinde olabileceği için, gününü tam olarak bilmek imkânsızdır. Genellikle âdetin başlangıcından ön dört gün sonra yumurta olgunlaştığı için gebe kalma oranı bu günlerde yüksektir. Bundan ötürü gebelik süresini iki yüz atmış beş gün diye hesap edilir. Bu üreyi on beş gün geçen doğumlar geç kalmış doğum kabul edilir.Eğer kadın son âdetinin tarihini söyleyebilirse doğumun hangi ayda olabileceği kolaylıkla hesap edilir. Aksi halde çocuğun anne kanunda ilk oynadığı tarihten faydalanılır.<br />
ilk çocuğunu doğurmak üzere olan kadınlarda çocuğun karında hareket ettiği zamana yirmi hafta, daha önce doğurmuş olanlarda ise yirmi iki hafta eklersek doğum gününü aşağı yukarı tayin etmiş oluruz. Bu son âdet gününden itibaren yapılan hesap kadar doğru değildir, insanı yanıltabilir. Pratikte doğum gününü tayin için, son âdetin ilk gününden üç ay geri gidilir, bulunan tarihe on gün eklenir ve bu sonuç, doğum günü diye kabul edilir.</p>
<h2  class="related_post_title">Benzer Konular</h2><ul class="related_post"><li>13 Temmuz 2010 -- <a href="http://www.kadinsiseyler.com/anne-cocuk/hafta-hafta-gebelik.html" title="HAFTA HAFTA GEBELİK">HAFTA HAFTA GEBELİK</a> (0)</li><li>02 Temmuz 2010 -- <a href="http://www.kadinsiseyler.com/anne-cocuk/kirk-yasindan-sonra-gebeligin-onlenmesi.html" title="Kırk Yaşından Sonra Gebeliğin Önlenmesi">Kırk Yaşından Sonra Gebeliğin Önlenmesi</a> (0)</li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinsiseyler.com/anne-cocuk/hamilelikte-dogum-tarihini-belirleme.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kırk Yaşından Sonra Gebeliğin Önlenmesi</title>
		<link>http://www.kadinsiseyler.com/anne-cocuk/kirk-yasindan-sonra-gebeligin-onlenmesi.html</link>
		<comments>http://www.kadinsiseyler.com/anne-cocuk/kirk-yasindan-sonra-gebeligin-onlenmesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Jul 2010 00:24:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>neysever</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne-Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[gebeliği önlemek]]></category>
		<category><![CDATA[kırk yaş sonrası gebelikler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinsiseyler.com/?p=490</guid>
		<description><![CDATA[Kırk yaşını geçmiş bir çift genellikle yeni çocuk yapmayı düşünmemektedir. Çünkü normal doğurganlık yaşlarında doğan çocuklarının eğitimi ile uğraşmakta, anık çocuklarının ergenlik sorunlarına eğilmiş, kendini de yaşı kemale ermiş olarak kabul etmektedir. Kendisi artık çocuk yapmayı düşünmediğinden ve yaşının ilerlemesinden dolayı sanki gebeliği önleyici yöntemlerin sadece daha genç yaşlarda önemi varmış gibi ve de yaklaşan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kırk yaşını geçmiş bir çift genellikle yeni çocuk yapmayı düşünmemektedir. Çünkü normal doğurganlık yaşlarında doğan çocuklarının eğitimi ile uğraşmakta, anık çocuklarının ergenlik sorunlarına eğilmiş, kendini de yaşı kemale ermiş olarak kabul etmektedir.<br />
Kendisi artık çocuk yapmayı düşünmediğinden ve yaşının ilerlemesinden dolayı sanki gebeliği önleyici yöntemlerin sadece daha genç yaşlarda önemi varmış gibi ve de yaklaşan yaş dönümünün etkisi altında, kadınlar daha önceki yıllara nazaran doğum kontrolüne karşı daha bir umursamazlık ve tedbirsizlik içinde bulunurlar.<br />
işte böyle bir ruhsal durumda, beklenmedik bir gebelik, kadınlara adeta bir felaket gibi gelmektedir. Bu tür beklenmedik, istenmeyen gebelikle karşılaşmamak için, bu tedbirsiz tutumu değiştirip, bilinçli olmak gerek.<br />
Kadının yaşı ilerleyip yaş dönümü, yani klimakterium yaklaştıkça kadının yumurtalıklarında oluşan yumurta hücresi adeti azaltmakta ve niteliği de bozulmaktadır. Fakat yumurtlama olduğu müddetçe gebeliğin her zaman olasılığını unutmamalıyız.<br />
Ergenlik yaşına geldiğinde ,-yani 12-13 yaşlarında yavaş yavaş adet mekanizması ve yumurtlama olayı rayına oturur. Başlangıçta bu olaylar oldukça düzensizdir. Bazı aylar yumurtlama olur, bazı aylar ise olmayabilir. Adet mekanizmasının tam anlamda normal düzene girmesi yıllan alabilir. Sağlıklı bir genç kızda adet kanaması ve yumurtlama yirmi yaşına doğru düzene girer. Aşağı yukarı kırk yaşından sonra bu düzenlilik artık yavaş yavaş bozulmağa başlar, yumurtalıklarda artık yorgunluk belirtileri ortaya çıkar. Adet mekanizması ve yumurtlamayı sağlayan hormonlardaki azalma sonucu her ay artık yumurta hücresi olgunlaşıp, yumurtlamaya hazır duruma gelemez, aynı ergenlik çağında olduğu gibi, yumurtlama her ay olmayıp düzensiz bir şekil alır. Bu durumda gerektiği şekilde önlem alınmaz ise, istenmeyen gebelik olasılığı artmaktadır.<br />
Kırk yaşından sonra görülen gebelikler anne için hem gebelik süresince ağır geçer, hem de bu yaştan sonraki doğumlar genç yaşlara oranla daha zor olur. Bundan başka gebelik süresince ve doğumda komplikasyon oranı artar, ileri yaşlardaki gebeliklerden olan çocuklarda bazı hastalıklar ve geri zekalılık oranının daha yüksek olduğu bugün kesinlikle bilinmektedir.<br />
Bu gibi durumlar göz önünde bulundurulduğunda, istenmeyen gebeliklerle veya değinilen risklerle karşılaşmamak için, bu yaş grubu için de gebeliği önleme yöntemlerini uygulamanın bilincine varmış olmak gerekir.</p>
<p><strong>40 yaşından sonra hangi gebeliği önleme yöntemini uygulamalı?</strong><br />
Bu yaşlarda uygulanacak doğum kontrol yöntemini seçmek için hekime danışmalı ve jinekolojik muayeneden geçilmelidir.<br />
Prezervatif bu yaş grubu için uygun bir gebeliği önleme yöntemidir. Bu yöntemde dikkat edilecek önemli nokta kaputun kamışa, kadın jenital organına değmeden geçirilmesidir. Çünkü boşalma olmadan dahi spermalar, yani erkek tohum hücreleri, özellikle ileri yaşlarda, fışkırtma olmadan gelebilmekte ve gebeliğe neden olabilmektedir. Cinsel birleşmeden sonra kamış eski durumuna inmeden, içinde meninin bulunduğu kaputu kenarlarından tutarak dışarı almak gerekir. Buna dikkat edilmezse, kamış dölyolu içinde eski haline inince, ileri yaşlarda daha çabuk olduğu gibi, prezervatif kamışın üstünden kayar ve meni dölyoluna dökülerek gebeliğe neden olabilir.<br />
Doğum kontrol hapları da bu yaş grubu için önerilen yöntemler arasındadır.<br />
Bilindiği gibi doğum kontrol hapları bugün için en güvenilir gebeliği önleme yöntemidir. Bu haplar hormon içerdiklerinden, kullanmağa başlamadan mutlaka bir kadın hastalıkları ve doğum hekiminin kontrolünden geçmek gerekir.Bu yöntemin önerilmesindeki en önemli nokta, adet düzensizliklerinin ve bazı klinik şikayetlerin ortaya çıktığı bu yaşlarda, hormon ihtiva eden bu haplarla aynı zamanda bir nevi düşük dozda hormon tedavisi uygulanmakta ve bu tür yakınmaların da ortadan kalkmasıdır.<br />
Halk arasında spiral adı verilen gebeliği önlemede kullanılan dölyatağı içine yerleştirilen, araçlar da pek çok otorite tarafından bu yaş grubu için önerilmektedir.<br />
Geleneksel doğum kontrol yöntemleri ise pek önerilmiyor. Tehlikesiz günleri kollayarak uygulanan Ogino ve Knaus takvim yöntemleri ve vücut ısısı yöntemi hiç tavsiye edilmiyor. Çünkü bu yöntemlerin uygulanması için kadının saat gibi çalışan bir adet mekanizması olması gerekmektedir. Bu ise yukarıda daha önce belirtildiği gibi bu yaşlarda artık düzensiz bir hal aldığından, cinsel olgunluk çağında basan ile uygulanan bu yöntem kırk yaşından sonra değerini kaybetmektedir.</p>
<h2  class="related_post_title">Benzer Konular</h2><ul class="related_post"><li>13 Temmuz 2010 -- <a href="http://www.kadinsiseyler.com/anne-cocuk/hafta-hafta-gebelik.html" title="HAFTA HAFTA GEBELİK">HAFTA HAFTA GEBELİK</a> (0)</li><li>02 Temmuz 2010 -- <a href="http://www.kadinsiseyler.com/anne-cocuk/hamilelikte-dogum-tarihini-belirleme.html" title="Hamilelikte Doğum Tarihini Belirleme">Hamilelikte Doğum Tarihini Belirleme</a> (0)</li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinsiseyler.com/anne-cocuk/kirk-yasindan-sonra-gebeligin-onlenmesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Migren Bitkisel Tedavi</title>
		<link>http://www.kadinsiseyler.com/genel-saglik/migren-bitkisel-tedavi.html</link>
		<comments>http://www.kadinsiseyler.com/genel-saglik/migren-bitkisel-tedavi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Jul 2010 00:07:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>neysever</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Şifalı Bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[baş ağrısı]]></category>
		<category><![CDATA[bitkisel çözümler]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[migren]]></category>
		<category><![CDATA[Prof.Dr. Ahmet Maranki]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinsiseyler.com/?p=488</guid>
		<description><![CDATA[Pratik Bitkisel Kürler Ağrı başladığında kahvesi bol olan soğuk ve sade bir kahve içilmesi tavsiye edilir. 1 bardak sıcak suya 4-12 gram arasında kedi otu kökü konulur, 10 dakika bekletilerek bu karışımdan yemeklerden önce günde 3 fincan tüketilmesi önerilir. Defne tohumu toz haline getirilerek, 5 gram balla macun yapılıp tüketilmesi önerilir. 1 bardak kaynar suya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Pratik Bitkisel Kürler</strong><br />
Ağrı başladığında kahvesi bol olan soğuk ve sade bir kahve içilmesi tavsiye edilir.<br />
1 bardak sıcak suya 4-12 gram arasında kedi otu kökü konulur, 10 dakika bekletilerek bu karışımdan yemeklerden önce günde 3 fincan tüketilmesi önerilir.</p>
<p>Defne tohumu toz haline getirilerek, 5 gram balla macun yapılıp tüketilmesi önerilir.</p>
<p>1 bardak kaynar suya 2-3 gram kekik konulur ve 10 dakika demlenmeye bırakılır. Bu çaydan günde 3 bardak içilmesi tavsiye olunur.<br />
1 bardak suya 2-4 gram anason konulur, 10 dakika demlenir. Bu çaydan günde 2-3 fincan içilmesi önerilir.</p>
<p>1 bardak kaynamış suya 4-10 gram ufalanmış oğul otu yaprağı konularak, 10 dakika bekletilir. Bu karışımdan günde 3 fincan içilmesi tavsiye edilir.</p>
<p>2 su bardağı kaynar su içine, birer tatlı kaşığı hafif ezilmiş defne, oğul otu ve fesleğen konularak, 15 dakika demlenir. Bu karışımdan ılık olarak günde 2-3 fincan içilmesi önerilir. Şeker hastalığı olmayanlar bitki çayını bir kaşık balla tatlandırabilir.</p>
<p><strong>Güne Ağrısız ve Dinç Başlamak İçin Kozmik Şifa Şerbeti</strong></p>
<p><strong>Malzemeler</strong>5 dal dereotu<br />
6 dal nane<br />
4 dal roka<br />
6 dal tere<br />
8 dal maydanoz<br />
2 dal fesleğen<br />
3 dal reyhan<br />
1 adet limon<br />
1 adet portakal<br />
2 adet kivi<br />
1 litre su<br />
150 gram bal<br />
1 litre su<br />
<strong>Yapılışı</strong>Kivi, portakal ve limon kabukları soyulup, ikiye bölünür. Yeşilliklerle beraber bir litre suyun içine atılıp, 4 dakika kaynatılır. 15 dakika demlendikten sonra, :erek süzülüp tüketilir.<br />
Not: Migren sorunlarında verilen kürlerin düzenli olarak en az 1 ay içilmeye devam edilmelidir.</p>
<h2  class="related_post_title">Benzer Konular</h2><ul class="related_post"><li>02 Temmuz 2010 -- <a href="http://www.kadinsiseyler.com/guncel-haberler/hizli-kilo-verme-formulleri.html" title="Hızlı Kilo Verme Formülleri">Hızlı Kilo Verme Formülleri</a> (0)</li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinsiseyler.com/genel-saglik/migren-bitkisel-tedavi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaz Salataları</title>
		<link>http://www.kadinsiseyler.com/yemek-tarifleri/yaz-salatalari.html</link>
		<comments>http://www.kadinsiseyler.com/yemek-tarifleri/yaz-salatalari.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Jul 2010 23:00:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>neysever</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yemek Tarifleri]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[salata]]></category>
		<category><![CDATA[semiz]]></category>
		<category><![CDATA[yaz salataları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinsiseyler.com/?p=486</guid>
		<description><![CDATA[SEMİZ OTU SALATASI Malzemeler: 200 gr semiz otu 4 adet dövülmüş ceviz içi 2 dilim kızarmış tost ekmeği 30 gr tuzsuz kaşar 30 gr nuar 1/2 limon suyu 2 çay kaşığı zeytinyağı Yapılışı: Semiz otlarını temizleyip, ayıklayın. Kuruduktan sonra salata tabağının içine doğrayın. Bu arada kızarmış tost ekmeklerini ve tuzsuz kaşarı küçük küpler şeklinde kesip [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="text-decoration: underline;">SEMİZ OTU SALATASI</span></strong></p>
<ul>
<li><strong><span style="text-decoration: underline;">Malzemeler:<br />
</span></strong><br />
200 gr semiz otu<br />
4 adet dövülmüş ceviz içi<br />
2 dilim kızarmış tost ekmeği<br />
30 gr tuzsuz kaşar<br />
30 gr nuar<br />
1/2 limon suyu<br />
2 çay kaşığı zeytinyağı</li>
<li><strong><span style="text-decoration: underline;">Yapılışı:<br />
</span></strong><br />
Semiz otlarını temizleyip, ayıklayın. Kuruduktan sonra salata tabağının içine doğrayın. Bu arada kızarmış tost ekmeklerini ve tuzsuz kaşarı küçük küpler şeklinde kesip salatanın içine koyun. Ayrıca dövülmüş ceviz ve ince doğranmış nuarları da ekleyin. Son olarak limon suyunu ve zeytinyağını ekleyin.</li>
</ul>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Afiyet Olsun&#8230;</span></strong></p>
<h2  class="related_post_title">Benzer Konular</h2><ul class="related_post"><li>No Related Post</li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinsiseyler.com/yemek-tarifleri/yaz-salatalari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hızlı Kilo Verme Formülleri</title>
		<link>http://www.kadinsiseyler.com/guncel-haberler/hizli-kilo-verme-formulleri.html</link>
		<comments>http://www.kadinsiseyler.com/guncel-haberler/hizli-kilo-verme-formulleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Jul 2010 22:47:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>neysever</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel Haberler]]></category>
		<category><![CDATA[ahmet maranki]]></category>
		<category><![CDATA[bağ dokuların sağlamlaşması]]></category>
		<category><![CDATA[bitkisel]]></category>
		<category><![CDATA[bitkisel çözümler]]></category>
		<category><![CDATA[ender saraç]]></category>
		<category><![CDATA[faydalı bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[fazla yağları yakma]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı diyet]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı kilo verme]]></category>
		<category><![CDATA[hızlı zayıflama]]></category>
		<category><![CDATA[ibrahim saraçoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[kilo verdirici]]></category>
		<category><![CDATA[ömer coşkun]]></category>
		<category><![CDATA[sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı diyet]]></category>
		<category><![CDATA[sağlıklı kilo verme]]></category>
		<category><![CDATA[sorunsuz diyet]]></category>
		<category><![CDATA[sorunsuz zayıflama]]></category>
		<category><![CDATA[uzman diyetler]]></category>
		<category><![CDATA[yağ yakma]]></category>
		<category><![CDATA[yaz diyetleri]]></category>
		<category><![CDATA[zayıflama]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.kadinsiseyler.com/?p=484</guid>
		<description><![CDATA[Zayıflatan şifalı mucize bitkiler sayesinde  bir ay içerisinde 15 kilo verebilirsiniz … Bitkilerin sağlık için ne kadar yararlı olduğunu saymakla bitiremeyiz. Zayıflamak için daima şifalı bitkiler ile doğru diyet yöntemlerini uygulamalısınız. Zayıflatan Şifalı Bitkiler ;  1 – Sinameki ( Casiya Senna ) : Kalın bağırsak üzerinde suların emilmesini önler müshil etkisi yapar. Sinameki uzun süre kullanılmamalıdır. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Zayıflatan şifalı mucize bitkiler sayesinde  bir ay içerisinde 15 kilo verebilirsiniz … Bitkilerin sağlık için ne kadar yararlı olduğunu saymakla bitiremeyiz. Zayıflamak için daima şifalı bitkiler ile doğru diyet yöntemlerini uygulamalısınız.</p>
<p><strong>Zayıflatan Şifalı Bitkiler ;</strong></p>
<p> <strong>1 – Sinameki ( Casiya Senna ) :</strong> Kalın bağırsak üzerinde suların emilmesini önler müshil etkisi yapar. Sinameki uzun süre kullanılmamalıdır. Yoksa kusabilir ve mideniz bulanabilir.. Bu bitki nane ve rezene ile birlikte kullanılmalıdır.</p>
<p><strong>2 &#8211; Biberiye :</strong> Yağ yakıcı özellikte olması, kan akışını hızlandırması ,idrar sökücü etkisi ile zayıflamada fayda sağlar. Biberiye bitkisinden çıkarılan yağları dıştan vücuda sürdüğünüz zaman bağ dokularını dayanıklı hale getirir.</p>
<p><strong>3- At kuyruğu ( Aquisetum Arvanse ) :</strong> Bu bitkinin en önemli özelliği idrar söktürücü olmasıdır. Ayrıca sıkılaştırıcı özelliği sayesinde başta yapraklar ve sapları olmak üzere bütün kısımları şifalı bitkidir. Yağ dokularını eritmede kolaylık sağlar ve yaraların kolay iyileşmesinde rol oynar. Aşırı kullanılması böbreklere zarar verir.Bunun için kontrollü bir şekilde uzman yardımı ile at kuyruğu bitkisini kullanınınız.</p>
<h2  class="related_post_title">Benzer Konular</h2><ul class="related_post"><li>13 Temmuz 2010 -- <a href="http://www.kadinsiseyler.com/guzellik/kilo-verme.html" title="KİLO VERME">KİLO VERME</a> (0)</li><li>02 Temmuz 2010 -- <a href="http://www.kadinsiseyler.com/genel-saglik/migren-bitkisel-tedavi.html" title="Migren Bitkisel Tedavi">Migren Bitkisel Tedavi</a> (0)</li><li>02 Temmuz 2010 -- <a href="http://www.kadinsiseyler.com/diyet/kadinlar-diyet-ve-kanser.html" title="Kadınlar , Diyet Ve Kanser">Kadınlar , Diyet Ve Kanser</a> (0)</li></ul>]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.kadinsiseyler.com/guncel-haberler/hizli-kilo-verme-formulleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
